Pazartesi, Ocak 30, 2017

Eskilerin Vazgeçilmezleri Şimdilerin Görünmezleri

eski eşyalar

Eskiler ne de güzelmiş değil mi? Ütünün bile kendine has bir havası var.
Şöyle bir düşünün 80'leri 90'ları ve şimdiki yıllarımızı sadece değişen eşyalarımız mı?
Bazılarımız büyürken bazılarımız yaşlanıyor. Bu postu hazırlarken acaba yaşlandım mı dedim? Çünkü birazdan göreceğiniz bütün eşyaları neredeyse gördüm. 
Fakat tabii ki yaşlılıktan değil.:)
Ya anneannemizin evinden yada babaannemizin evinden.:)

Çok merak ediyorum bu eşyaları görüp hatırlayınca neler hissedeceksiniz?
Ben çok farklı duygulara kapıldım şahsen. Bu ütü kömürle çalışırken benim evimdeki ütü kablosuz.
Acaba büyüklerimiz bu ütüyü kullanırken ne kadar zorluklar çekti değil mi?
Yıllar geçtikçe biraz rahata ermişiz fakat eskilerin güzelliklerini sanki biraz kaybetmişiz.
Fakat zaman geçiyor maalesef yerimizde durmuyoruz.
Herşeyin en iyisini en iyi çalışanını ve son modelini istiyoruz.
Bakalım eskilerin son model eşyaları nelermiş?


Eski radyolar;
Sadece TRT kanalının çektiği tek radyo.

Şimdi ki gençlerin belki de hiç göremeyeceği hesap makinesi;

Bu tartının kullanıldığına inanmak istiyorum. 

Hala çarşılarda, fuarlarda var fakat önceleri mahallelerde, ara sokaklarda gezerken artık belirli yerlerde var.
Ama yedirin!
Çocuklarınıza yedirin!
Yarın bir yerde gördüklerinde bilsinler.
Çünkü şimdi ki nesil bilmiyor.
Oysa biz bunlarla büyüdük..

Bende bu koltukta büyüdüm diyenler?

Annemde hala mevcut. Çokta güzel yemek pişer bilir misiniz?

Çevirmekten numarayı kaç kere unuttunuz?

Artık kullanımdan yavaş yavaş kalkıyor. Parçalarını bile bulmanız mümkün değil ve elinizde varsa antikacılara servet değerinde gidebilir. Tabii ki çalışıyorsa :)

Telefonla konuşmanın tek yolu. Ben bu döneme pek yetişemedim. Ama büyüklerimizin kenarında köşesinde böyle jetonlar kesin çıkabilir.

Her evin olmazsa olmazı. Çok amaçlı musluk başı. Hala kullananlar var şayet anneannem..
İyi ki de var ki bunlarda ne diye şaşırmıyoruz sayelerinde..


Hala kullananlar var değişen tek şey paketi. Eskisi gibi etkisi devam ediyor mu bilmiyorum tabii ki.


İşte çocukluğumun aman yaklaşma yanarsın dedikleri tek suç örgütü. 

Hayal meyal hatırladığım telefon rehberi.

En sevdiğim. Havası ve görüntüsü bile hala çok başka. Arada çıkartıp hala baktığım doğrudur.

Eskiden maşa mı varmış canım? Bigudi neyimize yetmemiş ki? Uyurken canımızı yakan tek gerçek.

Bizim buradaki yılların terzisi hala kullanıyor çokta memnunmuş.:)

Ben yayını yaparken o kadar keyif aldım ki kendi kendime de dedim iyi ki görmüşüm eskileri.
Sizler neler hissettiniz?
Hangisi sizin vazgeçilmezinizdi eskiden?
Ne güzemiş değil mi eskiler?



Devamı
PAYLAŞ:

Perşembe, Ocak 26, 2017

Köstebek Pasta

köstebek pasta

İlk deneme.
Görüntü ve tattan benden on üzerinden on almayı başardı.
Tabii ki de kendim yaptığım için söylemiyorum.:)
Yapılışı her zaman zor gelirdi fakat bu sefer yanılmışım. Yapımı bir kek çırpmak kadar kolay ve bir o kadar da zevkli. Kullandığımız malzemeler ise normal her zaman yediğimiz kek malzemeleri ama ben gene de sizler için buraya kullandığım malzemeleri yazacağım.

Zor gibi görünse de şekil vermekte kolay ve yapılışı çok zevkli bir tarif.

Malzemeler;

  • 3 yumurta
  • yarım bardak süt
  • yarım bardak sıvıyağ
  • 1 su bardağı şeker
  • yarım çay bardağı ılık su
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 su bardağı un
  • 3 yemek kaşığı kakao
İçerisine; 2 paket kremşanti ve 2 adet muz

Yapılışı;

Kelepçeli kalıbı olanlar için bu tarif daha kolay olacaktır fakat kelepçeli kalıbınız yoksa yuvarlak bir borcam veya yuvarlak olan fırında sıkıntı yaratmayacak bir kabın içerisine yağlı kağıdı serin ve kekimizin harcını içerisine dökün.
Kek malzemelerinin hepsini bir kapta güzelce çırpıyoruz ve fırında kabarmasını bekliyoruz. Kürdan yardımıyla piştiğine emin olduktan sonra fırından çıkartıp soğumaya alın.
Soğuduktan sonra yanlarından 2 cm. genişlik bırakarak içerisini oymaya başlayın muzları temizleyin ve oyduğunuz yerin tabanına yerleştirin.
2 adet Kremşantiyi 1 su bardağıyla çırpın. Dizdiğiniz muzların üzerini kremşantiyle şekil vererek iyice örtün. 
Kekin oyduğunuz ve kalan kırıntıları ufak parça isterseniz rondodan geçirin ve kremşanti görünmeyecek şekilde kapatın. Üzerini istediğiniz gibi süsleyebilirsiniz. Ben tercihimi rulokattan yana kullandım.:)

Ben tadını çok beğendim. Sizler hiç denediniz mi?
Bol tatlı günler...

Devamı
PAYLAŞ:

Çarşamba, Ocak 25, 2017

Antik Fincan Takımı Sahibini Buldu

fincan

Bu şahane antik fincan takımını kazanan belli oldu. Katılımcılara çok teşekkür ediyorum. Bu güzel fincan takımını güzel günlerde ve mutlulukla kullanmasını diliyorum.

Katılımcılar;

  1. Elif karakoç
  2. Çağla gömenoğlu
  3. şeydanur dinçer
  4. dağınık anne
  5. senem çapacı
  6. yenilenme projesi
  7. elif ipek durmaz
  8. zehra ertuğru
  9. daha mutlu yaşam
  10. derya
  11. annesinin prensesi
  12. esma tezgi
  13. anne güncesi
  14. sessizkaldım

Çekilişimi kazanan DAĞINIK ANNE oldu. 
Antik fincan takımını güzel günlerde kullanması dileğiyle..

Devamı
PAYLAŞ:

Salı, Ocak 24, 2017

WC | Merak-Farkındalık Konusu İçerir !

wc

Blogger ve bloglarımız bir nevi sesimizi duyurmak için bize tanınmış bir alan.
Bu alanı iyiye ve kötüye kullanmak bizim elimizde. 
Bugün gerçekten de sesimi duyurmak için bu alana çok ihtiyacım var.

Resmi görünce şaşırdınız değil mi? 
Blog-wc dediniz ne alaka dediğinizi duyar gibiyim..
Başlıkta da dediğim gibi merak yazısı sadece. 

Cinsiyet kadın ve erkek olarak ikiye ayrılıyor. Erkeği yetiştiren de 'kadın', kadını yetiştiren de yine 'kadın'.
Bir bebek doğuyor evrelerini tamamlıyor kendi kendine ihtiyaçlarını karşılamaya başlıyor ve sıraya tuvalet eğitimi geliyor.
İşte burada bütün olaylar değişiyor.

''Hangimizin annesi gittiğimiz bir yerde tuvalete girdiğimiz de tuvalet kağıtlarını yere atmayı öğretti?
Veya hangimiz çocuğumuza tuvalet kağıdını çöp tenekesi haricinde başka bir yere atmayı öğrettik?
Yada hangimiz çocuğumuza veya kendimize kendi şahsi tuvaletimiz iken mikrop bulaşmasın diye domestos ve kloraklarla tuvaletin canı çıkana kadar ovmadık?''

Peki gittiğimiz bir cafede bir restorantta bir okulda bir hastanede yani ortak kullanım alanlarında ne değişiyor? 
Orayı bizler temizlemediğimiz için mi oluyor bu olgu bu pislik? 
(Temizlenmemiş ise haklısınız)
Fakat orayı temizleyenler de bizim annelerimiz, ablalarımız, kardeşlerimiz veya abimiz değil mi?

İzmir'de pis mekanlarda da yemek yedim ve yine İzmir'in en elit mekanlarında da yemek yedim. 
Ama inanır mısınız ikisininde birbirinden farkı yoktu. 
Az çok benim aklımdaki ve burada paylaşamadığım görüntüye sizlerde şahit olmuşsunuzdur. 

Orayı evimizden ayıran nedir?
Pisletmemizin kirletmemizin amacı nedir? 
O tuvaletleri robotlar mı temizliyor?
Ve bir bayan olarak tuvalet kağıdını çöpe veya tuvalete atmamaktaki amaç nedir?


Devamı
PAYLAŞ:

Pazartesi, Ocak 23, 2017

Vitamin Takviyesi Gerekli Mi?


Havaların bir iyi olması bir kötü olması vücut dengemizi alt üst etti. Bir gün iyiysek diğer günler vücudumuz kırgın geziyoruz. Havanın bu derece soğuk olması ise hem pazar ürünlerini etkiledi hemde inanılmaz zam geldi. Birde üzerine tabii ki fiyatları var en bilindik sebze olan patlıcanın bu hafta kilosu 9.00 tl.
Yediğimiz sebzeler artık buzhaneden çıkıyor ve pazarda ılık havayı görünce ağzı burnu iyice kayıyor. Buzhanede ki sebze ne kadar sağlıklı olabilir ki? 
Hem vitamini kalmıyor hemde fiyatları ateş pahası. Seçenek yok mu elbet ki var organik sebzeler?
Burada da akıllara gelen tek soru ne kadar organik? Sebze hallerinde sebze yokken organik ürünler nereden geliyor diye soruyor insan. 

Durum böyle olunca kış aylarında bizler vücudumuz için gerekli olan vitamini nasıl sağlayacağız?
Bu durumda direk akıllara vitamin ilaçları takviyeleri geliyor. Piyasa da envai çeşit vitamin ilaçları mevcut.
Suda çözünen vitaminler, hap olarak kullanılanlar, yağda eriyenler ve daha bir sürü vitamin çeşidi var. Fakat hangisi? 
Bazı doktorlar vitamin ilaçlarının takviyelerini önermezken, bazı doktorlar vitamin ilacı içmemiz konusunda çok ısrarcı. Ben ki hiç vitamin ilacı kullanmamış bir insan olarak her zaman aklımda soru işareti var. Nedir bu soru işareti sonuçta vitamin diye düşünmeyin. Faydası olduğu kadar bilinçsiz kullanımlarda ciddi derece de yan etkisi olan ürünler. 

Peki vitamin ilaçlarını kullanmadan ek besinlerle vücudumuza vitamin ve mineral nasıl sağlayabiliriz?

Portakal ve mandalina suyu;

Yaşadığım şehir itibariyle buralarda portakal ve mandalina bolluğu çok fazla. İzmir'de Seferihisar, Karaburun, Çeşme taraflarına giderseniz yol boyunca mandalina ve portakal ağaçlarının size eşlik ettiğini göreceksiniz. 
Evde kendi sıktığımız portakal ve mandalina suları vitamin takviyesinde bizlere çok yardımcı olacaktır. Portakal ve mandalina da C vitamini fazlasıyla bulunmakta.:) 

Ayva;

Kışın fazlasıyla gördüğümüz katı meyvelerden bir tanesi. Ayvanın yararı da görüntüsü kadar şahane. İçeriği hem lif bakımında çok zengin hemde ayva da C vitamini içeriyor.

Bal Ve Tarçın;

Kışın en favori içeceklerimden bir tanesidir. Hem boğaz ağrısında birebir hemde tarçının içeriği olan magnezyum sayesinde kan şekerimiz düzene girer, adet sancılarımız azalır, vücudumuzda yağ yakmaya yardımcı olur, kan pıhtılaşmasını önler birde bu güzel etkilerin üzerine balın antioksidan özelliği gelince vücudumuzun vitamin oranını yükseltmiş oluyoruz.

Polen;

Polenin içerisindeki besin takviyelerini saymakla bitiremeyiz. B vitamini bakımdan zengin ve içerisinde arıların oluşturduğu propolis miktarı çok fazladır. Şu ana kadar bilenen en etkili özellikleri aminoasit ve madensel tuz bakımından zengin olmasıdır. Vücudumuzda ki dengesiz beslenmeyi düzene sokup, halsizliğe iyi geliyor ve yanı sıra demir eksikliğini fazlasıyla gideriyor. Solunum ve sindirim yolunu rahatlatıyor e haliyle de enerjimizi çok çok yükseltiyor.

Elbet ki hava şartlarının kış olması bakımından meyve yoğunluğu olmasa da vücudumuz için gerekli olan vitamin desteğini bu tür gıdalarla takviye yapabiliriz. Eğer ki vitamin ilaçlarını doktorunuz tavsiye ediyorsa tabii ki de vardır bir bildiği. Fakat sizler kullanmak istemiyorsanız bu besinlerden kış aylarından bol bol faydalanın. 

Sağlıklı bol neşeli bir haftanız olsun..


Devamı
PAYLAŞ:

Cumartesi, Ocak 21, 2017

Sodalı Çıtır Börek

sodalı çıtır börek

Bir gün ben yine çok hamaratım.:)
Tabii ki de değilim. Misafirden misafire evde poğaça ve börek pişer.:)
Fakat yaptığım zamanda ben bile sıcakken yememek için kendimi zor tutuyorum. 
Sodalı bir börek yapımını ilk defa denedim fakat yufkayı bile bu kadar kabartabileceği aklımın ucundan dahi geçmedi. 
Nasıl oluyor bilmiyorum ama zor bir tarifte denemek istesem gene de nerede pratik ve tadı şahane börekler beni buluyor.:)

Bu börek yufka ile yapılan şahane pratik bir tarif.
Yufka için aman yırtılmasın aman kopmasın aman parçalanmasın diyeceğimize olabildiğince yufkayı parçalıyoruz.:)
Muffin kalıplarında yapılan bu tarif inanın sizi hiç uğraştırmayacak. Silikonlu muffin kalıplarınız varsa kolları sıvayın ve bu kolay tarifi yapmaya başlayın.

Malzemeler;

  • 3 adet yufka
  • Bir tutam maydanoz
  • İsteğe göre lor, patates, kaşar peyniri
  • 1 bardak süt
  • Yarım su bardağı sıvı yağ
  • 1 şişe maden suyu
  • 2 adet yumurta
Sıvı olan herşeyi bir kapta karıştırın. Yani yumurta, 1 bardak süt, yağ ve maden suyunu karıştırın. Daha sonra muffin kabının içerisine parçaladığınız yufkaları sıralayın. Bohça tarzında olacak bu tarif. Kabın altına sıraladığınız yufkaların üzerine iç harçından koyun. Sıvı harçtan bir miktar harça dökün. (2 kaşık) Daha sonra üzerini tekrar yufka ile kapatın. Tekrar sıvı harçtan yufkaların üzerine dökün. 10 Dakika kadar dinlenmeye bırakın. 180 derece de ısıtılmış fırına koyun. Yavaş yavaş kabarmaya başladığını göreceksiniz. Kızarmaya başladığında altınında piştiğine emin olduktan sonra fırından çıkartabilirsiniz.

Çıtır çıtır olan bu böreği sıcak yemenizi ve sıcak servis etmenizi öneririm. Çünkü sıcakken tadı ayrı bir güzel oluyor.
Şimdiden afiyet olsun..

Çok şahane bir hafta sonu olsun...


Devamı
PAYLAŞ:

Perşembe, Ocak 19, 2017

Evdeki Boş Vakitleri 6 Adımda Keyife Dönüştürün!

evdeki boş vakitleri keyife donusturun

''OF sıkıldım, vakit geçmiyor, şimdi ne yapsam, çok bunaldım'' laflarını artık rafa kaldırın!
Bu tür cümleler hem enerjini düşürür hemde moralinizi bozar.

Erkeklerin %90'ına göre bayanların evde oturması demek rahatlık, boş vakitler, gelsin çaylar gitsin kahveler demek.
Peki ya bayanlar da bu fikre katılıyor mu? Tabii ki de hayır.

Yemek, ütü falan diye sıralamayacağım. Çünkü biz bayanlar gerçeği çok iyi biliyoruz. 
Peki ev işleri yemekler bittikten sonra vaktiniz kalıyorsa ve sıkılıyorsanız çok doğru yerdesiniz!

Evde size kalan boş vakitlerinizi artık keyife dönüştürebilirsiniz nasıl mı?

Araştırma yapın;

Bu yola araştırma yaparak başlayın. O dönemde ruh haliniz neye yatkınsa onu araştırın. Belki örgü, belki boyama, kurslar, evdeki tamir edilecek yerler vs. Öyle bir araştırma yapın ki bir saat vaktiniz ayırmak yerine günlerinizi ayırın çünkü gittiğiniz bir alışveriş sırasında gördüğünüz herhangi bir ürünü almak evde boş vaktinizi tamamlamaya yardımcı olacak ürünleri bulmak daha kolay olsun.

Not Alın;

Mesela ahşap boyayacaksınız hemen boyama yapmanıza gerek yok. Elinizde ürün de olmayabilir ama illa ki biz bayanlar haftanın belirli günleri kendimize vakit ayırıp dışarı çıkıyoruz. Dışarı da olduğumuz o vakitlerde evde yapacağınız fikirleri hayata geçirmek için ne alacaktım diye düşünmek yerine not almanız vakit kazandıracaktır.

Materyalleri toplayın;

Örgü yapacaksanız ipleri, kitap okuyacaksınız sevdiğiniz kitapları, boyama yapacaksanız boyaları ve boyanacak malzemeleri. Kısacası araştırma yaptığınızda yapmaya karar verdiğiniz şeyleri hayata geçirmek için ihtiyacınız olan ne varsa, malzemeleri elinizin altında bulundurursanız fikirlerin toplanması ve hayata geçmesi de o kadar kolay olacaktır.

Evinizi İnceleyin;

Evde gözünüze çarpan ve sevmediğiniz köşeleri, yenilemek istediğiniz eşyaları, atmaya kıyamadığınız ama biraz özen gösterilse geri döndürülecek eşyalarınızı belirleyin.(çerçeve, sehpa, vs.) Kendi yaptığınız ve yenilediğiniz herhangi bir eşyanızın size daha güzel geldiğini ve sizi ne kadar iyi hissettirdiğini göreceksiniz.

Zamanınızı Ayarlayın;

Malzemeler tamam. Eşyalar hazır. Vaktinizi değerlendirecek herşeyi tamamladınız. Sadece buna ayıracağınız vakit kaldı değil mi? Zamanınızı belirleyin. Yani rutine oturtun. İlla birşeyleri boyamak, örmek, yenilemek zorunda değilsiniz. Bu kitap okumakta olabilir. Fakat gözlemleyin. Hergün hangi saat aralıklarınızın boş kaldığına dikkat edersiniz kendinize ayıracağınız vakti de o şekilde hesaplayabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey hergün aynı saatte tekrarlamaktır. Yemek işi bittiyse, ev temizlendiyse yani kafanız ev açısından rahatladıysa sizin de rahatlama zamanınız gelmiş demektir.

Evde oturmak istemiyorum derseniz;

Evden çıkayım, evde yapmayım, kafamı başka türlü dağıtayım fakat dışarı da geçen zamanımda değerlensin derseniz kurslara başvurun. İlla özel kurslar olacak diye bir kural yok. Belediyenin kursları yani halk eğitimler Eylül'den itibaren bir sezon bir fiil çalışmalar yapmakta. Ta ki Haziran ayına kadar. Aklınıza gelemeyecek kurslar var. Vaktinizi bu şekilde de değerlendirebilirsiniz.


Demem o ki; kendinizi geliştirin! 

Yerinizde saymayın. 

Evde yapacak bu kadar aktivite varken TV'nin kapatma tuşuna basın. 
Ve günü geldiğinde ''bugün çok yoruldum'' dediğinizde karşılığında ''bütün gün evdesin ne yorgunluğu'' diye cevap aldığınızda eşinize, çocuklarınıza, arkadaşlarınıza göstereceğiniz ve gurur duyacağınız el emeği eşyalarınız olduğunda kendinizi daha iyi hissedeceksiniz!

Günü gelecek belki de keyif aldığınızı işe dönüştürüp evinizde hem güzel vakit geçirip hemde para kazanacaksınız.. Kalbinizle yapın. Ve isteyin en iyisini en güzelini isteyin.

Tek bildiğim ise istediklerinizden vazgeçmeyin..

Devamı
PAYLAŞ:

Pazartesi, Ocak 16, 2017

Kanaviçe Havası Estiriyoruz!

kaneviçe

Bugün sizlere hem dert yanacağım hemde çok beğendiğim şeyleri sizlerle paylaşacağım.
Resimde gördüğünüz kaneviçelere hastayım, bayılıyorum evlerde çok tatlı ve şahane duruyor.

Fakat yapamıyorum. Neden?

Moda tasarım mezunuyum. Fakat çok ince bir ayrıntıya dikkat çekeceğim kullandığım elim ise 'sol' yani solağım. Hem lise olsun hem üniversite hiçbir hocam teğelden tutunda elde dikişine kadar bana hiçbirşey öğretemediler. Çok çabaladılar fakat onlar 'sağ' ellerini kullandıkları için maalesef aynı noktada buluşamadık.

Değil kaneviçe işlemek; dantel, örgü ha pardon örgü örerim bir düz bir ters ama nasıl olur onu da söylemiyim artık.

Videolarını da izlesem maalesef olmuyor. Beceri meselesi. Fakat bu resimleri görüpte evime asamıyor olmakta gerçekten çok üzücü..
O yüzden ben yapamıyorum sizler yapın istiyorum ve sizlere şahane görsel şölene davet ediyorum.
Hadi bakalım evlerimizde kaneviçe ve kasnakla neler yapabilir?

Duvarlarınızı çeşitli ve farklı desenlerle işlediğiniz kaneviçe modelleriyle süsleyebilirsiniz. Kasnaktan çıkarmayıp direk duvara asın. O zaman daha şık olacaktır.

kaneviçe

kaneviçe

kaneviçe

kaneviçe

kaneviçe

İstediğiniz her modeli kasnaklara işleyip duvarlarınıza asabilirsiniz. Ama sadece kasnak değil evinizde her objeye gördüğünüz ve müsait alanı olan her yere yapabilirsiniz?
Mesela tablo?

kaneviçe

Sadece olması gereken tek şey iplik ve kaneviçeye uygun delikli tuval. Tuvali istediğiniz gibi çok fazla yıpratmadan ve yırtılmadan delebilirsiniz.
Evinizde fazla raket var mı acaba?

kaneviçe

Tenis hastalarına özel hem raketi değerlendirmek hemde kaneviçe işlemek için şahane bir yöntem.
Evinizin bahçesinde tel mi var ?

kaneviçe

Dayanıklılığı konusunda birşey diyemesem de görsel olarak şahane...
Kolyelere de gelsin mi kaneviçe?

kaneviçe

Çok çok şık bir tasarım.
Mutfak duvarlarımıza da kaneviçe gelse ya?

kaneviçe

Mutfaklarımızı da tamamladığımıza göre artık çantalarımıza ve broşlarımıza biraz el atalım bakalım o konularda neler yapabileceğiz?


kaneviçe

Çantalar göz bebeğim.. Bir gün elimden gelirse inşallah direk çanta yapacağım. Sizler en çok hangisini beğendiniz?

Kaneviçe işlemeyle ilgili izlediğim videoları da buraya bırakıyorum. Bilmeyenimiz varsa ve öğrenmek isterse bu açıklayıcı ve sade anlatımı olan videolardan izleyebilirsiniz.
Video için tıklayın...

Hangi fotoğrafı daha çok beğendiniz bizimle paylaşın...
 Ben hepsini ayrı ayrı çok seviyorum..:)

Güzel bir hafta olsun..


Devamı
PAYLAŞ:

Cumartesi, Ocak 14, 2017

Urban Sıvı Saç Kremi

urban sıvı saç kremi

Merhabalar,
Uzun zamandır yaptığım alışveriş ve denediğim ürünleri yazmadığımı farkettim. Ve yaklaşık olarak 15 gündür kullandığım Urban sıvı saç kreminden bahsetmek istiyorum.

Genel olarak yıpranmış saçlarda ve çok işlem görmüş saçlar için öneriliyor. Yanı sıra besleyici ve onarıcı bir bakım kremi. Saçı kolay taraması da özelliklerinin arasında.

Fakat bu ürün beklentilerimi karşıladı mı sorusunu kendime sorduğumda tabii ki de karşılamadı cevabını veriyorum. Urban gibi bir ürünü ilk defa deniyorum belki saçımın yapısından olabilir fakat benim saç tipime hiç uygun bir ürün değilmiş. 
Daha çok bu ürünleri saçın kolay taranması için kullanıyorum. Fakat diğer markası belli olmayan ürünler bile saçımı daha kolay açarken Urban bu beklentimi maalesef karşılayamadı. 

Çift fazlı bir ürün olmasına rağmen ve kullanan herkesin memnun kalmasına rağmen ben pek memnun kalamadım. Belki saçlarım çok ince telli ve çok uzun olduğundan kaynaklanıyor olabilir. Bu ürün bir daha almayacaklarım arasında yerini aldı.

Sıvı saç kreminden beklentilerim çok yüksek değil fakat saçımı açmak yerine daha da karıştırıyor olması beni çok düşündürdü. 

Urban sıvı saç kremini watsons'da 15.90 tl.

Aramızda bu ürünü kullanan var mı? 
Yoksa bir tek ben mi memnun kalmadım.:)

Gününüz güzel geçsin..


Devamı
PAYLAŞ:

Perşembe, Ocak 12, 2017

Sigara Kokusuna Mucize Baharat!

evdeki sigara kokusu için

Bayanlar evdeki sinmiş sigara kokusundan bıktınız mı?
Bende bıktım ve sizde benimle aynı fikirdeyseniz bu baharat bizim işimize çok yarayacak!

Evlerimizde sigara içmesek bile bir misafir geldiğinde veya arkadaş topluluğunda elbet ki aramızda sigara içenler oluyor. Daha önce hiç sigara içilmemiş evde ise o sigara kokusu gerçekten çekilmez oluyor. 

Halılara, perdelere, koltuklara aklınıza gelebilecek her türlü eşyaya sigara kokusu siniyor. Ben uzun zamandır bu konudan muzdarip olduğum için çözümü lavanta da buldum. Oda parfümleri, spreyler anlık olarak geçirse de LAVANTA derdinizi birebir çözecektir.

Kullanımı ise; Kuru lavantayı küçük tava olur, küçük süt tasları olur yani ocakta kavurubileceğiniz ufak bir tava içerisine az bir miktarda kokuyoruz isterseniz içerisine türk kahvesi de koyabilirsiniz. 
Tavayı kısa süreli aralıklarla çevirin ki lavanta yanmasın. Lavanta ısınmaya başladıktan sonra duman çıktığını ve şahane kokunun geldiğini duyacaksınız. 
Duman çıkmaya başlayınca istediğiniz oda da tavayı gezdirin. Duman bitince tekrar aralıklarla tavayı çevirin ve lavantayı tekrar ısıtın yanmamasına özen gösterin. 

Sigara kokusu için evi havalandırdıktan sonra bu işlemi yaparsanız lavanta kokusu daha da kalıcı olacaktır. Bu işlemi yaptıktan sonra sigara kokusundan eser kalmayacaktır.
Bir nevi tütsü gibi fakat tütsü kadar ağır değil. 

Dilerseniz sadece türk kahvesini de yapabilirsiniz fakat lavanta kadar kalıcı bir kokusu olmayacaktır.

Gününüz güzel geçsin...



Devamı
PAYLAŞ:

Salı, Ocak 10, 2017

Kar Fotoğrafı Nasıl Çekilir?

kar fotografları

Geçen sene gene bu zamanlar hafiften kar yağdığında kar fotoğrafları için çekime gitmiştik.
Fakat bir İzmir'li ilk defa kar fotoğraflayacak ayarlarını nereden bilsin değil mi? İzmir'de fotoğraf kurslarında öğretilmeyen tek konu kar resimleridir.

O soğukta fotoğrafları çekip eve geldikten sonra çok büyük hüsrana uğradığımı daha dün gibi hatırlıyorum.
 Çünkü bütün resimlerimde karın renginin beyaz değil gri çıktığını gördüm.

Peki kar resimleri nasıl beyaz çıkacak? Aslında çok basit fakat bilmeyen için çok zor bir durumdur.

Kar fotoğrafı çekerken dikkat edeceğimiz noktalar şunlardır;


  • Yeni çıkan yarı profesyonel makinaların çoğunda otomatik beyaz dengesi ayarı vardır.(nikon da var)
  • Her makine de olmasa da 'KAR' yada 'KIŞ' ayarı vardır.(nikon da yok)
  • Eğer ki kar tanesi çekecekseniz flashınızı açmanız gerekir.
  • Kar resmini çekeceğiniz alanda güneş varsa Polarize filtre kullanmak gökyüzüyle yerin ayrımını yapacaktır.
  • Eğer ki hiçbirini kullanamadıysanız en basit yöntem pozlama telafisini manuel olarak ayarlamaktır. Yani söyle ki; 0+0 olarak görünen pozlama değerleri 1+1 yapabilirsiniz. yoğunluğa ve güneş ışınlarına göre de bu istatistik değişebilir.
Benim öğrendiğim ve uyguladığım yöntemler bunlardı. Fakat fotoğraf makineniz eğer ki profesyonel değil dijital ise son şans olarak beyaz dengesini shop programında düzeltmeniz gerekecektir. 

İzmir'de pek sık kar yağmasa da sene de bir kere bu ayarları bizde tekrarlıyoruz. 
Fakat size tek tavsiyem kar da fotoğraf çekecekseniz ayarlarınızı evde yapın. Olaki unuttunuz kar resimi çekerken hem kendinize hemde fotoğraf makinenize poşet geçirip ayarlarınızı rahat rahat yapabilirsiniz.

Bol fotoğraflı günler...


Devamı
PAYLAŞ:

Pazartesi, Ocak 09, 2017

İzmir'e Kar'ı Getirdik

izmirde kar

Her yere yağdı dedik.
 Boş yere soğuğu çekiyoruz dedik. 
Herkes kar oynarken biz baktık ama sonunda kıskançlıktan bizde karı getirdik.
İstanbul'daki gibi karı ayağımıza (şehir merkezine) getiremesek de bizde karın ayağına kadar gittik.

Sosyal medya da, bütün profillerde İzmirlilerin resimlerinde de artık kar görebilirsiniz. Tabii ki burada ki kar santim olarak ölçülmese de gözümüze gelmesi yetti hemde arttı bile. 

İzmirliler alışık değil ki kara. Kar kıyafetini bırak ayakkabımız bile yok.:) Arabadan inmek mümkün değil anca arabanın içerisinden karla oynadık biz oda gönülden :)

İklimler değişiyor eskiden tüm Türkiye'ye kar yağarken İzmir'de güneş açardı. Ama bu son 3 senedir bizlerde -6 dereceleri görüyoruz. Bir grip bir salgın herkes soğuktan dökülüyor. Ee dedim ya anacım İzmirli alışkın değil. :)

Bu sene kliması olan kömür sobasına geçti. Kömür sobası yakan günde iki kere kova değiştiriyor. Çünkü evlerimiz bile bu soğuğa alışkın değil. Sular dondu İzmir'de çeşmelerden su akmıyor.

Dün pazar olmasına rağmen yollar bomboştu çünkü İzmirli de kar lastiği yok. Bugün işe gidenlerse belediyelerin ulaşımlarını kullanıyorlar. Biz karda araba sürmeyi bilmiyoruz ki.:)

Doğudaki kar buraya gelse İzmir'de hem hayat durur hem yaşam son bulur galiba.

Ha birde Facebook'ta çok güzel bir yazı gördüm. Herkes İzmirlilerle dalga geçmiş hiç kar görmediler diye. Ee İzmirlilerde bunun altında kalmamış haliyle.. Tabii ki de sizinle o yazıyı hemen paylaşıyorum.:) 

'' Kar görünce sevinen İzmirlilere 'görgüsüz' diyorsunuz ya, yazın Çeşme'de elinizi suya şap şap vurup, kumdan kale yaparken ödeşeceğiz sizlerle ''

Son sözümde bu olsun.. Bol güneşli günlerimiz olsun...:)

Sizi İzmir'den kar ve deniz resimleriyle uğurluyorum...

Not: En güzel resim en altta bakmadan çıkma.:)


izmirde kar

izmirde kar

izmirde kar

izmirde kar

En güzelini en son sakladım gene. ;)

izmirde kar

Bizi kar değil deniz paklar.:)

Devamı
PAYLAŞ:

Cuma, Ocak 06, 2017

Bol Kahveli'de Çekiliş Zamanı

çekiliş

Bu yola yani blog dünyasına gireli 7-8 ay oldu. Fakat Bol Kahveli 1 Ocak'ta birinci ayına girdi.
Yolum kısa ama tanıdığım insanlarla hoş sohbetim sanki yıllar olmuş gibi...
Blogger dünyası bana çok şeyler kattı. Yeni insanlar, yeni hayatlar, dostlar...
Konuşsam, anlatsam sabaha kadar sürer o yüzden kestiiiikkkkk...:)

Blogumda ÇEKİLİŞ var A dostlar..:) 
Hem 1.aya özel hemde izleyicilerimin sayısı 100'e ulaştığı için. 

Bu Antik fincanlara hayat vermek istiyorsanız çekilişe katılmanız yeterli. Bol Kahveli olduğumuza göre fincan olmazsa olmazımız değil mi ama?
Tabii ki bu Diyarbakır yapımı olan antik bakır fincanları kazananlardan birisi izleyicilerimden olacak. 

Yapmanız gerekenler ise;

Beni İZLEYİCİLER kısmından TAKİP edip;

Google plus
Facebook
İnstagram

Hesaplarınızdan paylaşım zorunludur. Hangi hesapta paylaştığınız önemli değil. 

Paylaştıktan sonra bu yayının altına 'Paylaştım' yorumunu yapıp mail adresinizi de yazarsanız iletişim kurmamız daha da kolay olacaktır.

Şimdiden katılan herkese bol şanş diliyorum..

Çekiliş 25 Ocak'ta sona erecektir. Elinizi çabuk tutun.:)

Bu fincanlara hayat vermek gerek öyle değil mi?

Fincanlara yakından baksak mı?


çekiliş


çekiliş


çekiliş

Devamı
PAYLAŞ:

Çarşamba, Ocak 04, 2017

Boğaz Ağrısına Meyveli Çay

bogaz agrısına iyi gelen çay

Bir çay bu kadar mu güzel bu kadar mı etkili olur?
Bu soğuk günlerde içimizi ısıtacak,
 acılarımızı dindirecek ve tadı da bir o kadar şahane olan bu çayı sadece boğazınız ağrıdığında değil, günün her saati içmek isteyeceksiniz.

Portakalın enfes aroması, limonun ekşiliği, zencefilin kokusu, tarçının tarif edilemez tadı, balın tatlılığı, karanfilin ve ıhlamurun şahane kokusu hepsinin bir araya geldiğinde tadının böyle güzel olacağını tahmin bile edemezsiniz.

Hemde içindekilerin etkisini bildiğiniz için keyifle içecekseniz..

Bu güne kadar içtiğimiz bitki çaylarını unutturacak tarif işte burada.

Doğal Meyveli Çay;

  • 1 adet portakal
  • 1 adet limon
  • 1 adet zencefil
  • 2 adet kabuk tarçın
  • yarım su bardağı bal
  • bir tutam ıhlamur
  • 1-2 adet karanfil (isteğe göre)
Portakal ve limonu kabuklarıyla küp küp doğruyoruz. Zencefilin kabuklarını soyduktan sonra aynı şekilde küp küp kesiyoruz. Bir kavanozun içerisine hepsini karıştırıp koyuyoruz. içerisine tarçınları da koyup üzerine balı ekleyip 1-2 gün oda sıcaklığında dinlenmeye bırakıyoruz. Arada sırada ters çevirirsek balın portakal ve limona karışmasını sağlarız.
2. günün sonunda kaynattığınız suyun içerisine 2 yemek kaşığı karışımın suyundan döküyoruz ve ıhlamuru bir iki dakika kadar içerisinde bekletip atıyoruz. 
İçimi sanki sıcak portakallı limonlu su gibi. 

Boğazlarınızın acısını dindirecek bu meyveli çayı denemelisiniz.. Artık bitki çaylarını bu tarifle unutabilirsiniz.

Afiyet olsun..


Devamı
PAYLAŞ: