Pazartesi, Mayıs 22, 2017

Hindistan Cevizi Yağı İle Sağlıklı Islak Mendil Yapımı

hindistan cevizi yağıyla ıslak mendil

Hindistan cevizi öncelerde sadece sabunlardaydı.
Kokusunu sadece sıvı sabunlarda koklardık.
Her aktar satmaz, satsa da gerçek hindistan cevizi yağı olmazdı.
Hindistan cevizi yağı olması için yani gerçek bir yağ olması için görüntüsünün şimdilerdeki gibi beyaz olması ve katı olması gerekir.
Çok kısa bir zaman önce sürekli alışveriş yaptığımız kozmetik mağazaları gerçek ve organik hindisan cevizi yağını bizlerle tanıştırdılar. E haliyle güzel olan ürünleri sevmek bizim doğamızda var.
İlk önce saçlarımıza bakım olarak uyguladığımız ve çok çok memnun kaldığımız hindistan cevizi yağıyla şimdi evlerimizde ıslak mendil yapacağız.

Piyasada çok fazla ıslak mendil markası var. Kimisi 100 adet kimisi 250. Çocuklar için olanından tutun da makyaj temizleme mendiline kadar çok fazla mendil piyasa da mevcut. Ama hangi ıslak mendilinin içeriğinde en az kimyasal ürün var?
Artık yeni nesil anneler, annelerimize nazaran daha fazla detaycı. Örnek vermek gerekirse artık bazı anneler kimyasal var diye ıslak mendille bebeklerin altını asla temizlemiyorlar. Bunun yerine ılık su ve pamukla temizleme işlemini yapıyorlar. Elbet ki bebeklerimiz bizim için çok değerli varlıklar. Fakat bu işlemler bir süre sonra yıldırıcı olabilir. Bebeğinizi pamuklu suya alıştırdıktan sonra da ıslak mendile dönmek biraz sorun yaratabilir.
Ama artık evde doğal yollarla hazırlayacağımız bu mendille hem makyajlarımızı temizleyebiliriz, hemde bebeklerimiz için rahatlıkla kullanabiliriz.

hindistan cevizi yağı

Hindistan Cevizi Yağı ile Islak Mendil Yapımı İçin Gerekli Malzemeler;

  • Havlu Peçete (Büyük rulo)
  • 1 tatlı kaşık Hindistan cevizi yağı
  • 1 çay kaşığı bebek yağı
  • 250 ml. su
  • Havlu peçetenin girebileceği kapaklı bir kap.
İlk önce işleme havlu peçeteyi ortadan ikiye keserek başlıyoruz. Çünkü çok uzun olduğu için her kaba sığmayabilir. Ortadan ikiye kestiğimiz havlu peçeteyi kaba yerleştiriyoruz. Bir kasenin içerisinde 1 kaşık hindistan cevizi yağını bir tatlı kaşığı bebek yağını koyuyoruz. Suyun sıcak olması gerekmektedir. Çünkü hindistan cevizi yağının erimesi gerekmektedir. Bütün malzemeleri ekledikten sonra yağımız eriyene kadar iyice karıştırıyoruz ve havlu peçetenin iyice ıslanmasını sağlıyoruz. Peçete iyice ıslandıktan sonra ortada kalan kahverengi ruloyu çıkartıyoruz ve iç kısımdan peçeteleri çekmeye başlayabiliriz.

Yapımı bu kadar kolay ve basit.
Hindistan cevizi yağı ile ıslak mendilimiz hazır.
Ben genelde bu ıslak mendili gece yatarken yüzüme sürüyorum ve hindistan cevizi yağından bu şekilde faydalanıyorum. Eğer ellerim çok kuruysa o gece ellerime ıslak mendille siliyorum.
Evimizde kolaylıkla hazırladığımız ıslak mendili artık gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Bir diğer yayında sizlere yapımını aşama aşama göstereceğim.
Küçük bir sorun nedeniyle yapım aşamaları maalesef bir diğer yayında! Fakat sadece ıslak mendil yapmayacağız :)

Gününüz güzel geçsin...

Resimler için gözlerindenöper.com' a teşekkürler...

Devamı
PAYLAŞ:

Cuma, Mayıs 19, 2017

Yalan Söylerken Vücut Hareketlerinize Dikkat Edin

yalan

Dünya üzerinde yalan söylemeyen insan pek yoktur sanıyorum.
Hiç yalan söylemedim diyen bile eminim ki yalan söylüyordur.
Yalan dediysek illa gerçek yalan olacak diye bir kural yok. Beyaz yalan olur, pembe yalan olur rengine göre farklılık gösterebilir.:)
Genelde bu beyaz yalanlar ya çevremizdekileri korumak için yada kendimizi korumak için söylenen yalanlardır.
Fakat bir araştırmada yazılanlar pek de öyle söylemiyor.
Beyaz da olsa pembe de olsa her türlü yalan bizi vücut hareketlerimizden ele veriyor.
Bir haber dergisinde okuduğum ve yalan hakkında denenmiş bazı gerçekler var.
Bunların en başında gelen ve hatırladığım kadarıyla, duyduğum çok şaşırdığım bir vücut dili hareketi.
Bu makaleyi nerede okuduğumu hatırlamıyorum fakat okuduğum şeyi çok iyi hatırlıyorum.
Öyle ki eğer eşiniz, arkadaşınız, anneniz veya babanız çay içiyor ve o anda çayındaki şekeri karıştırıyorsa, sorduğunuz bir sorunun cevabı eğer ki yalansa çayı karıştırmayı kesiyor. Ve elindeki çay kaşığını bırakıyor.
Bunun sebebi ise o anda ya saçını ellemek istemesi yada burnuna dokunmak istemesi.
Bilimsel açıklamalarda ise yalan hakkında yazılanlara göre, yalan söylediğimiz zaman veya yalan söyleyeceğimiz zaman saç derimiz ve burnumuzun ucu karıncalanmaktadır.
Yani yalan söylediğimiz de vücut dilimiz pembe mi beyaz mı ayırt etmeksizin bizi her türlü ele veriyor.
Öyle ki Pinokyo'nun burnunun uzamasının sebebi gibi.
Umarım bu vücut dili hiçbir zaman işinize yaramaz.
Gününüz güzel geçsin.. 





Devamı
PAYLAŞ:

Çarşamba, Mayıs 17, 2017

Sizce Hangi Tonik?

Tonik

Hepimiz her bayan gibi hergün makyaj yapıyoruz. Makyaj yapmasak bile bir allık bir ruj hergün sürenimiz vardır.
Hoş makyaj yapmasak bile günlük olarak yüzümüzü temizlememiz nemlendirmemiz gerekiyor.
Daha önceden sürekli olarak makyajımı temizledikten sonra yada yatarken yüzümü yıkadıktan sonra her seferinde gül suyuyla silerdim. Fakat artık o derinlemesine temizleyen, yüzü bebek gibi yapan eski gül suyu etkisi kalmadı.
Yavaş yavaş has gül sularına bile kimyasal veya herhangi bir madde konuyor.
Çünkü önceden yüzümü gül suyuyla sildiğimde yüzümün gerildiğini hissederdim. Fakat artık o histen eser kalmadı.

Uzun zamandır bir tonik arayışı içerisindeyim. Hem gözenekleri derinlemesine temizleyecek hemde sivilce oluşumunu engelleyecek. Fakat hem organik olsun hemde birazda olsa dermotolojik içerikler barındırsın istiyorum.

Aklımda bir kaç tane marka var fakat çok büyük kararsızlıklar içindeyim. Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi artık hiçbir ürün kullanmıyorum. Maske vs. yüzüme hiçbir ürün sürmüyorum fakat makyajı temizledikten sonra ciddi şekilde yüzümün toniğe ihtiyaç duyduğunu hissediyorum.

Aklımdaki ürünler bir Yves Rocher, Watsons da bulunan yeşil şişeli adını bilmediğim tonik, birde LR nin toniği. Siz bu bahsettiğim ürünlerden veya kullandığınız ve çok memnun kaldığınız evet bu toniği kesinlikle kullan hem sivilceleri söndürüyor hemde gözeneklere iyi geliyor dediğiniz ve bana önerebileceğiniz bir ürün var mı?

Önerilerinizi sabırsızlıkla belkiyorum...:)
Güzel bir gün olsun...

Devamı
PAYLAŞ:

Pazartesi, Mayıs 15, 2017

Nişan Tepsinizi Kendiniz Yapın

Nişan tepsisi

Eski zamanlarda gümüş tepsilere koyulan ve bu tepsilerde sunulan nişan yüzüklerine de yeni bir soluk geldi. Uzun zamandan beri nişan törenlerinde gümüş tepsilere konulan yüzükler artık yastıklara, aynalı tepsilere, tahta tepsilere konulmaktadır. Piyasa gümüş tepsiler yerine yastıklardan, aynalı tepsilerden bol bol görebilirsiniz. Maalesef işçiliği az fakat fiyatları da bir o kadar yüksek. Nişan töreninizde yüzükleri gümüş tepsiye değil de, size özel yastıklara, kütüklere veya aynalara koymak istiyorsanız evde kolaylıkla yapabilirsiniz.

Nişan yastığı
Nişan yastığı kullanıma hazır ve görsel olarak şahane görünüyor. Bunu yapmak çokta zor değil. Çarşılardan bulabileceğiniz malzemeler şunlar;

  • Kadife kumaş veya arzu ettiğiniz kumaş. Fakat kadife kumaş da daha güzel ve şık bir görüntü oluşuyor.
  • Renk renk kurdeleler kalın ve ince.
  • İstediğiniz renklerde gülleri yapabilmek için ip.
  • Yastığın içini doldurmak için kullanacağınız elyaf.
  • Silikon tabancası

Eğer elinizden geliyorsa tığla renkli ufaklı büyüklü çiçekler örün.
Eğer ki tığ kullanmayı bilmiyorsanız kalın kurdelelerden güller yapabilirsiniz.
Dikiş makineniz yoksa terzide istediğiniz boyutta yastığın kılıfını diktirin. Elyafı içine doldurun ve kılıfı kapatın. Tığla veya kurdeleyle yaptığınız gülleri silikon tabancasıyla yapıştırmaya başlayın. Dikerseniz yastığınızda kaymalar meydana
gelebilir. Uygun fiyata getirebileceğiniz hem çok şık hemde kendi el emeğiniz olan nişan yastığınızı yapmak bu kadar basit.

Eğer sadelikten yanaysanız ve sadeliği çok seviyorsanız bu kasnak modelleri tam sizlere göre. Yine kendi el emeğimiz olacak olan tepsinin malzemelerini çarşılardan ve internet sitelerinden malzemelerini bulabilirsiniz.
Eğer bu modeli beğendiyseniz ihtiyacınız olan malzemeler;

  • İstediğiniz boyutta kasnak,
  • Kurdele
  • Tül ve desenli kumaş.

Kumaşı kasnağa gerdirerek yerleştiriyoruz ve kurdelelerden gülleri yapmaya başlıyoruz. Hazır olarak güller satılsa da kurdeleden yapılan güller kasnağın üzerine daha çok yakışacak ve çok daha güzel bir sunum olacaktır.
Bu işlemde silikon tabancası değil iğne iplik yöntemleriyle kasnağa dikiyoruz. Eğer ki kurdeleden gül yapmayı bilmiyorsanız internette gül yapımı videolarını izleyip rahatlıkla güllere para vermeden kendiniz yapabilirsiniz.

 Eğer böyle soft ve birazda eski tarz bir nişan tepsisi istiyorsanız gene çarşıdan bulabileceğiniz resimde göründüğü gibi sade bir ahşap tepsi alınız. Üzerine vernik attıktan sonra (parlak değilse vernik kullanmanız gerekir) süs eşyası satan mağazalardan alabileceğiniz ufak, orta boy ve büyük boy renkli çiçeklerle silikon yardımıyla ahşap tepsinin sağ yada sol kısmına sık ve bitişik olacak şekilde çiçekleri yapıştırın. 
Sap kısımlarına ise çiçekçilerde bulabileceğiniz saman rengi olan, çiçek bağladıkları uzun iplerden satın alıp sap kısımlarını da bu şekilde değerlendirebilirsiniz.

Nişan tepsilerini istediğiniz gibi hazırlayıp,
 istediğiniz gibi süsledikten sonra el emeği olarak saklayınız... 

resim kaynak; pinterest


Devamı
PAYLAŞ:

Pazar, Mayıs 14, 2017

En İyi Fotograflar İçin; Altın Saat

en iyi fotograflar için altın saat

Merhabalar, 
Bir önceki fotoğraf yazımda kar fotoğrafı nasıl çekilir başlığı altında bir yayın hazırlamıştım. Buradan ulaşabilirsiniz.
Kışın son demlerini yaşarken ilkbahar merhaba dediğimize göre artık şahane fotoğraf çekme zamanımız geliyor.

Bazen gördüğümüz çok şahane resimler vardır. Güneşin açısı tam kompozisyon şahane yapılmış. Siluet gibi çıkmış ve deyim yerindeyse herşey yerli yerinde görünüyor.
Fakat gördüğünüz fotoğrafın kuralları olduğunu söylesem!

Fotoğraf çekmenin saati zamanı mı olur?
Kuralı mı var birde bunların?

Fotoğraf kurslarında bazı terimler vardır. Bunlardan bir tanesi de ALTIN SAAT kuralı. 
Altın saat kuralı nedir?

Sabah güneş yüzünü gösterdiği ilk saatler ve akşam güneşin batmaya yakın son saatleri.Altın saat kuralı budur. 
Dikkat ederseniz güneş tam tepemizdeyken istediğimiz görüntüleri pek elde edemeyiz. Ederiz yine istenilen fotoğraf ortaya çıkar fakat akşam güneşin batış saatinde yada sabah güneşin doğuşundan sonra ki saatlerde çekilen fotoğraflar gibi bir kompozisyon elde edemezsiniz.

altın saat

Bir siluet fotoğrafı.
Bu fotoğraf güneşin batmaya çok yakın olduğu bir saat aralığında güneşi tam karşımıza alıp çekilmiş bir fotoğraftır.

Peki şimdi en en en önemli noktaya geldik.
Fotoğraf çekmek için en iyi saat aralığını nasıl anlayacağız?

Yabancı bir internet sitesi olan JekoPhoto işimizi kolaylaştırmış. Öyle ki bulunduğunuz bölgeyi seçiyorsunuz. Daha sonra fotoğraf çekeceğiniz günü ayarlıyorsunuz ve bu site sizin için hangi günde fotoğraf çekimi yapacaksınız sabah ve akşam olmak üzere güneşin en mükemmel olduğu saat dilimini yani ALTIN SAATİ sizin için söylüyor.


Bulunduğunuz ülkeyi girdikten sonra, çekim yapacağınız ayı giriyorsunuz daha sonra sağ köşede SUBMİT seçeneğine tıkladıktan sonra;

en iyi fotograf çekme saatleri

Karşımıza böyle bir ekran açılmaktadır. Burada; Mart ayının her günü Sunrise ve Sunset olmak üzere sabah ve akşam çekim yapabileceğiniz en güzel altın saat aralıklarını size vermektedir.

Çok basit bir program ve fotoğrafçılar için harika tasarlanmış altın kural gibi altın değerinde bir site.
 Eğer ki bir gün harika fotoğraf çekmek istiyorsanız altın kurala uymak için bu siteye bir göz atın..

Bol güneşli harika günler olsun..



Devamı
PAYLAŞ:

Cumartesi, Mayıs 13, 2017

Bakımı En Kolay 5 Çiçek

bakımı en kolay 5 çiçek

Merhabalar,
Evlerimizde çiçek olmazsa olmazlardan. Eve ferahlık ve farklı havalar katıyor.
Evi güzelleştirip dinginleştiriyor. Sakin bir ortam sağlıyor.
Hatta çiçeğine göre tropik hava katanı bile var. Peki siz evinizde neler tercik ediyorsunuz?
Yada evlerimizde hangi çiçek daha uzun ömürlü oluyor.
Çünkü bazısı güneş ışığını çok severken bazı çiçekler güneşten bir o kadar kaçıyor.
Bazı çiçek türleri sürekli hava akışını severken, bazısı hiç ellenmesin istiyor.
Ve bu zamana kadar da deneyimlediğim çiçeklerde de yerini sevmemek, sıcak ortam istememek gibi özellikler keşfettim.
Bir çiçek türü yerini çok seviyorsa görsel olarak beğenmediğiniz bir yerdeyse yerini değiştirdiğinizde bize küsüp yaprak dökebiliyor. 

Evlerimizde hem görüntü olarak göz zevkimizi besleyecek hemde bakım olarak bizi yormayacak, bakımı en kolay çiçekler nelermiş hadi hep birlikte öğrenelim;

Şans Bambu; (Lucky Bamboo)


bambuŞans bambusu bir diğer adıyla lucky bamboo. Evlerimizde bakımını unutup sadece görsel ziyafet çekebileceğimiz tek çiçek türüdür.
Cam vazo ve taşlarla araları çok iyidir. Genel olarak su içinde yaşarlar fakat toprakta büyüyen cinsi de vardır.
Sadece bizden istediği; doğrudan güneş almayan bir yer, hava akımının yani evimizin içinde rüzgar olmaması.
Bu şartlar olduktan sonra bakımı çok kolay. Tabii arada bir ilgilenmek gerek.
Genel olarak şaşal sudan çok hoşlanıyorlar. Normal musluk sularıyla pek araları yoktur.
Fakkkattt buraya dikkat! İçlerinde herhangi birinin dalları sararmaya başladıysa ve çürüme riski varsa ki zaten hemen sararır ve bozulma eyilimi gösterir. Eğer böyle bir gözleminiz varsa bir kaç gün bekleyin eğer ki gözleminiz doğruysa vazoyu boşaltıp taşlarını güzelce yıkayın çürüyen bambuyu atın. Zaten vazoyu boşalttığınızda kötü bir koku geliyorsa kökten çürümüştür. Kurtarma şansımız pek kalmamıştır. Bunlara dikkat ettikten sonra yani gözlemlerimizi doğru yollarda yaptıktan sonra ve doğru zamanda müdahale edersek başka hiçbir türlü sıkıntısı olmayan çiçek türüdür.

Yucca bitkisi; (avize ağacı)


yucca
Bol bol gün ışığına ihtiyacı olan çiçeklerimizden.
Ortama çok rahat uyum sağlar ve görünüş bakımından çok zengindir. Yaz kış yeşildir. Yaprak çiçek dökmez. Boyları 1.75 mt kadar uzanabilir. Rüzgar alan yerleri pek sevmezler. Eğer ki rüzgara mağruz kalırsa direk yapraklarını dökmeye başlayabilir. Sulama ise çok sulu toprağı sevmezler hatta toprağı nemli ise bir kaç gün daha sulamak için bekleyebilirsiniz. Doğrudan güneş ışığını değilde dolaylı yollardan gün ışığını severler. Eğer ki doğrudan güneş ışınlarına mağruz kalırsa yapraklarında sararmalar meydana gelebilir. 1 hafta aralıklarla gün ışığı almayan taraflarını gün ışığına döndürmeniz gerekmektedir. Yucca Çiçeğinde Dikkat edeceğimiz diğer konu ise sulama yaptıktan sonra saksının altında kalan suları boşaltmaktır. Eğer ki bu suyu saksının alt kısmında bırakırsak böceklenme ve köklerde çürümeler meydana gelebilir. Diğer dikkat edeceğimiz husus ise sulama yapacağımız suyun oda sıcaklığında olması gerekmektedir. Ne çok soğuk ne çok sıcak suyu severler. Unutmadan GÜNEŞ ışığı değil GÜN ışığını severler.:)




Aloe Vera;


aloe vera
Sağlık açısında da güzel bir bitki olan aloe vera bence her evde olması ve yetişmesi gereken çiçeklerimizden. Yapraklarında ki jeli yanıklara, yaralara, kesiklere çok çok iyi geliyor. Şahsen ben eğer mutfakta ellerimi yaktıysam hemen bir dal kopartıp jelini yanan yerime sürüyorum ve acısını alıyor. Tabii içerisinde daha jel kalmış oluyor. Koparttığım kısıma streç film sarıyorum ve her akşam yatmadan önce kalan jeli ellerime sürüyorum ve yumuşacık yapıyor. Bakımı da bir o kadar basit. Yazın güneşi çok sever kışın ise sıcak ortamı. Kışın çok fazla suya ihtiyaç duymaz toprağı kurudukça sulamanız yeterlidir. Yazın ise iki günde bir su ister. Ben yazın genellikle saksısını toprağını değiştiriyorum. Ne kadar büyük saksıya alırsanız o kadar büyüyen bir çiçek. Yaz başlangıcında toprağını ve saksısını değiştirirseniz yazı çok rahat geçirecektir. Birde koparttığınız dalın üzerini streç filmle veya hava aldırmayacak birşeyle sararsanız koparttığınız yer büyümeye devam edecektir. Koparttığınız halde kalmayacaktır.



Orkide;


orkide
Tek bakımını yapamadığım çiçek. Demek ki elime pek uygun değil böyle nazik çiçekler. Fakat bakımı sanıldığından çok kolay. Evde ışık alan bir yere koyarsanız ve yerini severse çok güzel çiçekler açaçaktır. Orkide de doğrudan gelen güneş ışınlarını pek sevmiyor. Orkide kendini gösteren bir bitkidir. Öyle ki yapraklara koyu yeşilse az ışık aldığını normal yeşil renk ise durumunun çok iyi olduğunu kendince belli eder. Eğer ki ortam sıcaklığı çok düşüp bir anda ısınıyorsa orkide bu kadar sıkıntıya gelemeyecektir. Ortam sıcaklığının belirli seviye de olması gerekir. Ki ben orkide mi bu yüzden kaybettim. Ortam sıcaklığı çok yükselirse bir anda hemen solabilirler. Sulaması ise kurumayı sevdikleri için iki günde bir sulama işlemini yaparsanız orkideniz ilk günkü güzelliğini fazlasıyla koruyacaktır.



Guzmania;


guzmanya
Guzmania yani bir diğer ismiyle guzmanya bakımı en kolay çiçeklerden. Direkt olarak güneş ışığı istemeyen bir çiçeğimiz daha. Güneş ışığı diret olarak geldiğinde o yöne doğru eğilim gösterebilir. O yüzden gün ışığında yani evinizin en çok ışık alan yerine koyarsanız yerinden oldukça mutluluk duyacaktır. Çiçeğimiz boy itibariyle uzun olacağı için rüzgar almayan bir yere koyarsak daha iyi olacaktır. Çünkü rüzgarda kalması yapraklarının kopmasına ve kökünün oynamasına sebep olabailir. Yazın hafta da iki kere su isteyen çiçeğimiz, kışın ise haftada bir kere suya ihtiyaç duyar. Sulama yöntemi ise yağmur yağdırma yöntemiyle sulanırsa yani yukarıdan dökersek daha da mutlu olacaktır. En önemli dikkat edilmesi gereken konu ise saksının altında çok fazla su birikmemesi gerekir. Yoksa köklerinden çürümeye ve böceklenmeye başlayacaktır.





Benim evlerde görmeyi en sevdiğim ve içlerinden tercihim olarak yucca, aloe vera ve bambu olmak üzere bir kaç tane çiçeğim var. Siz hangilerini tercih ediyorsunuz?

Güzel bir haftaya selam olsun...


Devamı
PAYLAŞ:

Ağaçlarda Yeni Hava 'BONSAİ'

bonsai

Bu ne güzellik? Bu ne zarafet? 
Bir ağaca bir çiçeğe, insana yükleyemeyeceğim anlamlar yükleyebilirim.
Çünkü onlar canlıların en zararsızları...
Herkes bu doğada olan bir çiçeğe bir ağaca elbet ki aşıktır, bir papatya bir gül..
Benim en sevdiklerim ise bunlar. BONSAİ.

BONSAİ; Vikipedia'nın açıklamasına göre Japonca olan bu sözcük tepsi anlamıma gelen 'bon' tabak anlamına gelen 'sai' sözcüklerinden türetilmiştir. Saksıda ki ağaç bitki anlamına gelir.

Benim kendimce düşüncem ise; bonsai bir ağaç olamaz bonsai küçük ve köreltilmiş (gelişmesi durdurulmuş ağaçlar) ağaçlara bakış açısıdır. Öyle ki bu bakış açısını gerçekleştirmek için 1 sene değil en az 10 yıl kadar süren bir sabır zamanıdır. Çünkü bonsai ağaçtan bir şekil yaratmaktır. 

Bana göre ise BONSAİ'nin kısa ve öz açıklamasını yine atalarımız yapmış.
 "Ağaç yaş iken eğilir" diye. Bir ağaca bonsai uygulamasını yani şekil verme işlemini ağaç daha gençken yapmak en güzel formu vermeyi sağlayacaktır. 

Çin ve Japonya'da gerçek Bonsai formunda olan ağaçları vardır. Gerçek türleri bu bölgelerdedir.  Türkiye'ye ithali çok zor bir ağaç türü olduğu için genelde seracılarda ve çiçekçilerde zeytin bonsai, iğde bonsai, erguvan bonsai bulabilirsiniz. 

İnternet ortamında tohumları oldukça fazla. Hatta ve hatta görünce hemen aldım fakat gerçek tohum olmadığını anlayınca çok çok üzüldüğüm doğrudur. Daha sonra araştırınca bonsai adı altında her türlü tohumun satıldığını öğrendim.
İnternetten satın alacağınız bonsai adı altında olan tohumlar muhtemelen genelde sürekli çevremizde gördüğümüz zeytin, iğne, erguvan ve hatta daha da ileri gitmek gerekirse nar ağacı bile olabilir ve daha da fazlası meyve bile verebilirler. :)


Bildiğimiz nar ağacının bonsaisi.:)
bonsai

Bu resimde gördüğünüz ağaçta aslında bizim Ege'de sıklıkla yetişen zeytin ağacı. Fakat çok yaşlı ve çok iyi bakılmış.
bonsai

Erguvan bonsai.
bonsai

bonsai

Evlerimizde sıklıkla yetiştirdiğimiz biber ağacı.:)
bonsai


Buraya da aslında bonsai işlemini yapmanın en kolay ve en basit tarifini anlatan resimi bırakıyorum. Sadece yapmanız gereken tohumdan yetiştirecekseniz, 10 sene sabredip ve o süre zarfında şekil vermek, yada 10 sene sabredemem çok uzun bir süre derseniz ki haklısınız bonsaiye uygun istediğiniz bir fideden kendi şartlarınızla bonsaiyi araştırıp şekil vermeyi deneyebilirsiniz.
bonsai teknikleri

Unutmayın ki!
Her ağaçta (zeytin,nar,limon,biber ve bonsaiye uygun) bonsai tekniğini uygulayıp sizlerde şahane eserler yaratıp oturup keyifle izleyebilirsiniz.
Ve piyasadaki bonsai adı altında satılan ağaçlara da onlarca para vermenize gerek kalmaz.:)

Gününüz güzel geçsin..


Devamı
PAYLAŞ:

Cuma, Mayıs 12, 2017

BOL KAHVELİ'DE KAHVELİ BİR MİM

bol kahveli

Helloo,
Haydi toplanın.
Yeni ve bir o kadar da şahane bir mim başlatıyorum.
Bol Kahveli olduğumuza göre kahve bizim işimiz.
Bu da demek oluyor ki bu mim kahveyle ilgili olacak.
Peki kahveyle ilgili ne olabilir derseniz işte bu resimdeki gibi.
Yapmanız gereken sadece sevdiklerinizle, eşinizle, dostunuzla kahve içerken bu mutluluğunuzu bir fotoğrafla paylaşmak.
Paylaştığınız fotoğrafı bir mim hazırlar gibi hazırlayıp diğer etiketlemek istediğiniz arkadaşlarınızı etiketlemek.

Haydi o zaman mim sorularına geçelim; sorularım ve cevaplarım nelermiş?
  • Kahve içmeyi en sevdiğiniz ve en sık içtiğiniz yer neresidir?
Evim. Akşam yorgunluğunu atmak için işten çıktıktan sonra eve geldiğimde eşimle beraber karşılıklı içtiğimiz yorgunluk kahvesi. Tadı her zaman başka muhabbeti her zaman çok tatlıdır.
  • Kahveyi ne zaman tercih edersiniz; sabah kahvesi mi yoksa akşam kahvesi mi?
Eskiden uyandığımda bundan iki sene önce gözümü açar açmaz kahve diye uyanırdım çok şükür o sıkıntımı aştım ama hala sabah kahvesinin yerini hiçbirşeye değişmem. 
  • Kahvenin 40 yıllık hatrı var derler, inanır mısınız? Var mıdır hatırı?
Kahve arkadaşlığı bence bambaşka. Çayı herkesle içersin ama kahve herkesle gitmez. Bence hatırı vardır. 

Sorularım ve cevaplarım bu kadar.
Şimdi en sevdiğim kısıma geldik. Kimleri bu mime davet ediyorum acaba?

  1. Değmesin yağlı boya  (kahve arkadaşımdır kendisi)
  2. Blogluyorum  
  3. Deep tone
  4. Metebilge (bir)
  5. Cafe tigris 
Cevaplarınızı ve kahve fotoğraflarınızı merakla ve sabırsızlıkla bekliyorum. Elinizi çabuk tutun. Beni çok fazla merak ettirmeyin.:) Bu mime katılmak isteyen herkes davetlidir. Şimdiden bu mime katılanlara çok teşekkür ediyorum.
Afiyet olsun.. 40 YIL HATIRI OLSUN...


Devamı
PAYLAŞ:

Köstebek Pasta

köstebek pasta

İlk deneme.
Görüntü ve tattan benden on üzerinden on almayı başardı.
Tabii ki de kendim yaptığım için söylemiyorum.:)
Yapılışı her zaman zor gelirdi fakat bu sefer yanılmışım. Yapımı bir kek çırpmak kadar kolay ve bir o kadar da zevkli. Kullandığımız malzemeler ise normal her zaman yediğimiz kek malzemeleri ama ben gene de sizler için buraya kullandığım malzemeleri yazacağım.

Zor gibi görünse de şekil vermekte kolay ve yapılışı çok zevkli bir tarif.

Malzemeler;

  • 3 yumurta
  • yarım bardak süt
  • yarım bardak sıvıyağ
  • 1 su bardağı şeker
  • yarım çay bardağı ılık su
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 2 su bardağı un
  • 3 yemek kaşığı kakao
İçerisine; 2 paket kremşanti ve 2 adet muz

Yapılışı;

Kelepçeli kalıbı olanlar için bu tarif daha kolay olacaktır fakat kelepçeli kalıbınız yoksa yuvarlak bir borcam veya yuvarlak olan fırında sıkıntı yaratmayacak bir kabın içerisine yağlı kağıdı serin ve kekimizin harcını içerisine dökün.
Kek malzemelerinin hepsini bir kapta güzelce çırpıyoruz ve fırında kabarmasını bekliyoruz. Kürdan yardımıyla piştiğine emin olduktan sonra fırından çıkartıp soğumaya alın.
Soğuduktan sonra yanlarından 2 cm. genişlik bırakarak içerisini oymaya başlayın muzları temizleyin ve oyduğunuz yerin tabanına yerleştirin.
2 adet Kremşantiyi 1 su bardağıyla çırpın. Dizdiğiniz muzların üzerini kremşantiyle şekil vererek iyice örtün. 
Kekin oyduğunuz ve kalan kırıntıları ufak parça isterseniz rondodan geçirin ve kremşanti görünmeyecek şekilde kapatın. Üzerini istediğiniz gibi süsleyebilirsiniz. Ben tercihimi rulokattan yana kullandım.:)

Ben tadını çok beğendim. Sizler hiç denediniz mi?
Bol tatlı günler...

Devamı
PAYLAŞ:

Perşembe, Mayıs 11, 2017

Kendinize Zaman Ayırıyor Musunuz?

Zaman

Kendinize zaman ayırıyor musunuz? Yoksa kendinizi görmezden mi geliyorsunuz?
Kendimden örnek vereceğim.
 Öyle ki annem yıllarca çalıştı. Sabah işe gitti akşam eve geldi. Çocuklarına ödevlerini yaptırdı, yemeklerini yedirdi, uyuttu, ertesi akşamın yemeğini yaptı, çamaşır astı, ütü yaptı. Sadece bir gün izin gününde evini temizledi. Peki bu arada kendine ve eşine hiç zaman ayırdı mı ASLA! 

Hepimiz kendimizce haklıyız. Şimdi diyorsunuz ki çalışmaktan, ev işlerinden kendimize zaman mı kalıyor. Kalmıyor haklısınız. Ama o zamanı yaratmak bizim elimizde değil mi?
Öyle bir koşuşturmaca içerisindeyiz ki bazen evdeki eşimizi bile unutabiliyoruz. Şimdi örnek vereceğim ve inanın hiçte kibar bir insan olmayacağım. Biten evliliklerin çoğu şu zamanda ilgisizlik, kopmuş ilişkiler, saygısız bireyler, birbirinden habersiz eşler, kendileri için yaşayan ve yanındaki umursamayan ilişkilerden meydana geliyor.
Kendinizi eşinizin yerine koyun.
Evet biz bayanlar çalışıyoruz ve yükümüz çok ağır, ama yükümüz ağır diye evin işi var diye ütüler bekliyor diye, bulaşıklar yığıldı diye eşlerimizi Ve çocuklarımızı ikinci plana atmanın Ne anlamı var?
Evet onlar sadece çalışıyor evet onlar evin hiçbir işine karışmıyor evet onlar eve geldiğinde ayaklarını uzatıyor ama biz uzatamıyoruz. Biz dinlenmiyoruz. Haklısınız. Haklıyız.
Ama işte burada herşey bizde bitiyor.
Boşverin eşinizi ilk önce diyin ki kendim.
Evet yemekler yendi bitti, bulaşıklar yıkanacak daha makinaya çamaşır atılacak. Ama o eşinizin oturduğu koltuk size gülümsüyor yapın bir kahve hem eşinize hem kendinize, çok değil yarım saat sadece dinlenin. Hem kahvenizi için hem günü değerlendirin, hem eşinizle sohbet edin.
Yarım saat sonunda bulaşıkları makineye, çamaşırları makineye ertesi akşamın yemeği ocağa zaten sırasıyla gelecektir.

Her zaman kendi kendime derim ve hala daha söylerim. Umarım benim gibi çocuklarımda bir eşyaya bir eve bağlı kalmadan yaşayabilir. 

Çamaşır bugün yıkasak yarın yine birikecek, bulaşık bugün yıkasak yarın yine kirlenecek, temizlik bugün temizlesek yarın yine tozlanacak. Sakın yanlış anlamayın demiyorum ki bütün işleri bir kenarıya bırakın keyfinize bakın. Yapmamız gereken rutin bir hayat ve sadece bizim yapabileceğimiz şeyler var. Elbet ki yapacağız biz yıkamazsak biz temizlemezsek kendiliğinden temizlenecek değil ya.!
Ama bir yarım saat hem eşiniz hemde sizin için çok fazla bir zaman değil. 
Daha geçen gün eşimle bir sohbet arasında biraz isyan ettim ki oda hak verdi Sizinde bana hak vereceğinize Eminim.
Dediğim şey ' çalışmayıp evde otursak kendimizi eksik hissediyoruz, çalışıp yetişemediğimiz zaman yine eksik hissediyoruz' birşeyler hep eksik kalıyor. Haksız mıyım?

Fakat bırakın birşeyler eksik kalsın.
Çok yorgunsanız ve koltuk aklınızdan çıkmıyorsa sadece giyeceklerinizi ütüleyin. Bırakın ütü ertesi akşama kalsın.
İstemiyorsanız yemek yapmayın yumurta kırın. Bu gece de böyle olsun diyin.
Zaman geçer, annem gibi keşke o zamanın kıymetini bilseymişim dememek için yapmayın.
İlk önce kendinize, sonra eşinize, sonra çocuklarınıza vakit ayırın. 
Bu hayatta birşeylerden feragat etmeden olmuyor.
Bırakın eviniz pis kalsın...
Zamanın ve an'ın kıymetini bilin!


Devamı
PAYLAŞ:

Çarşamba, Mayıs 10, 2017

Yeni Nesil Gençler Neden Bu Durumda?

Yeni nesil genç


Çok eski bir anımı anlatayım sizlere,
Ramazan ayında mübarek günlerdeyiz ve ben daha 13 yaşımdayım.  
Annemde o gün çalışmıyor ve evde beni merak ettiği için balkona çıkıyor ve o anda göz göze geliyoruz. 
Evimizin olduğu sokakta ağzımda sakız yürüyorum. Annemle göz göze geldiğim an sakızı yutsam mı çıkarıp atsam mı bilemediğim için olduğu gibi başım önde eve doğru yürüyorum. 
Eve girdiğimde çok güzel terlikler yediğimi daha dün gibi hatırlıyorum. 
Çünkü ramazan mübarek günlerdi ve böyle zamanlarda dışarıda hiçbirşey yiyip içilmezdi. 
Böyle öğrenmiştik hatta öğrenemeyip öğrenmek için bir sürü terlik yemiştik. 
Anlayacağınız ben böyle büyüdüm. 
Ramazan ayında daha bir çocukken dışarıda sakız çiğnediği için dayak yiyen biri olarak yetiştirildim. 

Bu aralar uzun bir zamandır gözlemlediğim şeyler var;
Genç kızlar evden çıkıyor evden iki adım uzaklaşır uzaklaşmaz yakıyor sigarayı. 
Yaşına başına çevresine etrafındaki insanları umursamadan pofur pofur içiyor. 
Yaşlı amcalar teyzeler vardır -ahh evladım daha çok gençsin içme şu mereti diyenlere birde üzerine onlara kalkıp sanane amca diyen genç kızlar. 
Bu durumlara tanık olduğum zaman utanıyorum. Elimden gelse annem gibi terlikle ağzına vurmak geliyor ama yapamıyorum. 

Biz yapmadık mı elbet ki yaptık. 
Hemen onunla ilgili de bir anımı anlatayım. 
Çok büyük değilim çokta küçük sayılmam. Yaşım 20 daha..
Bir alışveriş merkezinin kapalı sigara içme yerinde arkadaşlarımla sigara içerken babamı gördüm. 
Hiçbirşey demeden beni görmemezlikten gelerek uzaklaştı. 
Eve gittiğimizde bana dediği tek şey içeceksen evinde iç. İnsanların gözüne soka soka içme oldu. 
Nasıl büyük bir utanç yaşadığımı daha hala hissediyorum. 

Peki yeni nesil erkekler?
Evet onlara laf geçmiyor çünkü onlar ergen. 
Fakat hangimizin babası sokak ortasında arkadaşlarıyla konuşurken bağıra bağıra etrafını umursamadan küfür ediyor.?
Artık öyle bir boyuta geldi ki iş yerimin önünde ki durakta gençten üç tane erkek dursun ettikleri küfürler içeriye dolup taşıyor ve her seferinde uyarmak zorunda kalıyoruz neden?
Etrafında ki insanları umursamadan ağızlarına gelen cümleleri etrafına saçan yeni nesil olarak adlandırdığım ve onları Ne genç nede ergen olarak isimlediremediğim hem akıllı hemde bir o kadar akılsız çocukları tanıyamıyorum. 

Bizde genç olduk, bizde ergen olduk, bizde yeni nesildik ama hiçbir zaman bunları yapmadık.
Ki buraya yazmak isteyip de yazamadığım sadece örnek olarak verebildiğim bunlar varken siz hiç etrafınızda görmüyor musunuz?
Görüpte kınamıyor musunuz?
Kesinlikle ailelere annelere ve babalara lafım yok.
Çünkü hiçbir anne ve hiçbir baba çocuklarına bunları öğretmez..
Sevgi ve saygıdan başka...

Devamı
PAYLAŞ:

Salı, Mayıs 09, 2017

Etin Kokusundan Bu Yöntemle Kurtulun..

et kokusu

Et sevmeyenleri ama yemek zorunda olanları buraya topluyorum.
Sizlere şahane bir fikrim var ve en sevdiğim yöntemi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Evlenmeden önce et yemeyi bırakın evde etli yemek piştiğinde kokusundan kavga çıkardı.
Annelerimize rahatlıkla çemkirirken eşlerimize birşey diyemiyoruz değil mi?
Size biraz evlendikten sonra bizim evde pişen yemeklerden bahsetmek istiyorum.
1. Asla etsiz yemek pişmez.
2.Asla etsiz yemek pişmez.
3.Asla etsiz yemek pişmez.
Haydi eşinize de çemkirin bakalım.:)
Mümkün değil. İlk başlarda kuru fasulyeyi etsiz yapar sadece kendim yerdim. 
Taze fasulyeyi etsiz yapar patatesli yerdim.

Ben egeliyim hangi otu versen yerim. 
Fakat eşim hiç öyle değil. Rokayı yedirene kadar canımın çıktığını söyleyebilirim. Döktüğüm diller, faydalarını saymak cabası.
Durum böyle olunca evde yemek ayrımı yapılır oldu. Ben etsiz yemek eşim etli yemek.
Çaresini ararken birde baktım ki evde et kokusu ve et yemeği pişiyor.
Ben yiyor muyum tabii ki hayır. 
Fakat daha sonra et sevmeyen bir ben olarak söyle bir yöntem buldum. 
Eti sevmeyenler, eti benim gibi yiyemeyenler için bu yöntem %100 şahane bir fikir olacak ben garantisini veriyorum.:)
Çünkü hem çalışıp hemde iki ayrı çeşit etli ve etsiz yemek yapmak çok zor olmaya başladı. 
Et pişirirken yaptığım yöntem ise çok basit fakat anneler ve arkadaşlarım lütfen bana kızmayın.:)
Eti ilk önce haşlıyorum hangi yemek olursa canı çıkana kadar haşlıyorum ve daha sonra et suyunu döküyorum.:) Kesinlikle yapacağım yemeğe etin suyundan ekleme yapmıyorum.
Dökmek zorundayım çünkü eti haşladığım da etin o kokusu gitmiş oluyor ve ette kesinlikle koku kalmıyor fakat yapacağım yemeğe etin suyunu dökersem bu sefer yemekte et kokmuş oluyor. O yüzden haşladığım etin suyunu kesinlikle yemeğe karıştırmıyorum.
Eğer ki kavurma tarzında yapacaksam yani pilav üstü et gibi gene eti haşlıyorum. 
Haşlamadan hiçbir eti yemiyorum. Yemiyorum demeyelim de yiyemiyorum diyelim.
Evet biliyorum bütün vitamini etin suyunda fakat ne kadar denesem de mümkün değil yiyemiyorum. 
Eğer sizde etin kokusundan sevdiğiniz yemekleri yiyemiyorsanız et yemeklerini bu şekilde yapmanızı tavsiye ederim.
Tabii ki etin suyunu döktüğümü eşime ve hatta anneme söylemiyorum.:) Bu aramızda sır olarak kalsın. Tabii annem ve eşim okumazsa...



Devamı
PAYLAŞ:

Pazartesi, Mayıs 08, 2017

Neden Cildimde Sivilce Çıkıyor?

Sivilce

Bizim ailede genç kız dolu.
Şu an yaşları 17-18 yaş aralığında olan genç kızlar.
Bu aralar gelip gidip sordukları şey neden alnımda sivilce çıkıyor? Neden yüzüm sivilcelendi?
Benim anlatacak kelimem kalmadı ama onlar ısrarla hergün soruyorlar.

Makyaja merak salmışlar hepsi. Pudra olsun fondöten olsun her türlü malzemeyi kullanıyorlar.
Peki diyorum pudrayı kullan fondöten kullan ama bunları kullanmadan önce cildine krem sürüyor musunuz diyorum cevap yok.

Cildinizi diyorum bir çiçek gibi düşünün farz edin ki onu kapalı bir yere koydunuz ve hava alamıyor elinden geldiğince hayatta kalmaya çalışıyor ama bir süre sonra oksijensizlikten ölüyor. Cildinizde aynı böyle çiçek gibi fondöteni sürüyorsunuz üzerine pudrayı basıyorsunuz gözenekleriniz iyice tıkanıyor ve içleri fondötenle doluyor. Neyle temizliyorsun diyorum yıkıyorum diyor?  Neden bu ürünleri kullanmadan önce nemlendirici krem, serum yağlar sürmüyorsunuz diyorum gerek var mı diyor? Ben iki saattir kime ne anlatıyorum? O yüzden bu gençlerin yüzlerindeki sivilce ve siyah noktaların çıkması çok normal.

Sanki kapatacak o kadar kusur o kadar kırışıklık o kadar leke var gibi birde pudra kullanıyorlar. Uzun zamandır makyaj yaparım ki bizler kendimizi bildiğimizden beri makyaj yaparız düğün ve özel gün harici asla yüzüme fondöten ne sürerim ne sürdürürüm. Fondöteni sürünce ve gözle görülen sivilcelerin kapatıldığında aslında sivilcenin durumunun daha da kötüye gitmesini sağlıyorsun. Peki sürmen gerekiyor bir bu kadar pudra bu kadar makyaj malzemesi alana kadar neden bir adet nemlendirici krem almıyorsun?

Sonra iş işten geçiyor, yıllar geçiyor büyüyorlar ciltlerinde gözenek, siyah nokta ve sivilce izleri, zamanında almadıkları nemlendiriciye vermeleri gereken paranın belki 100 katını doktorlara, kimyasal malzemelere, estetiğe harcıyorlar. Ama akıl başa gelince keşke yapmasaydım oluyor.

Bir reklamda diyor ya cildimiz en değerli hazinemiz gerçekten de öyle. 
Ona iyi bakmadığın zaman gün geliyor ki insanın aynaya bakası gelmiyor. 
Yol yakınken atın pudraları. Sizler böyle de güzelsiniz. 


Devamı
PAYLAŞ:

Pazar, Mayıs 07, 2017

Çilekle Yaptığım 6 Mükemmel Tat

Çilekle neler yapılır

Yazın habercisi...
Çilek ve çağla badem çıktıysa yaz gelmiş demektir.
Kişiden kişiye değişir fakat yaz geldiği zaman benim söylediğim tek şey benim için meyve mevsimi başlamıştır oluyor. Öyle ki bütün yaz meyvelerine acayip düşkünlüğüm var.
Erikten hoşaf, çilekten reçel, incirden reçel, vişneler reçel, üzümden içeçek ve daha sayamadığımız bir sürü yaz mevsimi hem yaz için şahane tatlar hem kış için harika kahvaltılıklar değil mi? :)
Bu sıralar çilek fazla olduğu için mevsimi bitmeden reçelimizi, hoşafımızı, limonatamızı yani doya doya çilek yiyeceğimiz zamandayız. O yüzde. Haydi hanımlar kolları sıvayalım hem şimdi için hem kış için reçellerimizi, hemde sıcaklarda serinlemek için limonatalarımızı yapalım.:) Hemde altarnatif olarak çileği kaç farklı tatlarda kullanacağımıza bir göz atalım.

Çilekli limonata;

Aslında bu limonatanın tarifi var fakat ben genelde yazmak istiyorum. 
  • 250gr. Çilek
  • 3 limon
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1.25 lt. Su
Limonları bir kabın içerisinde kesin ve üzerine şekeri ilave edip bir gece bekletin. Ertesi gün çilekleri de limonlarla beraber iyice harmanlayın ve elinizin altında suyunun çıkması için iyice yoğurun. Posası kalana kadar yoğurduğunuz çilek ve limon suyunun içerisine suyu ilave edin ve soğumasını bekleyin. İster nane ile ki şahane oluyor yoksa sadesi de makbul iki türlü de şahane oluyor. 

Çilekli limonlu buzlar;

Yazın çok fazla su tüketimi yaptığımız için bir süreden sonra suyun tadı olmasa bile bayıyor. Bu bir gerçek. :) Hem sularımıza renk gelmesi için hemde tadını biraz olsa kırması için limon çilekleri küp küp doğrayıp buz kalıplarına koyup üzerine de suyu ekleyip dondurursak yazın sıcaklarında buz gibi sularımıza renk gelecektir.:) 

Kremşanti ve çilek;

Bu ikilinin tadını bilmeyen yoktur fakat ben yine de yazmak istiyorum. Kremşantiyi sütle krema haline getirdikten sonra ufak ufak doğradığımız çilekleri içine ekleyip bir de damla çikolatamız varsa akşam ki tatlımız bizler için en pratiğinden hazır olmuş olacaktır. 

Çikolatalı çilek;

Normalde çikolatayı asla sevmem ve sadece çikolatayı pastalarda yemeyi tercih ederim. Bazen insanlar çikolata sevmediğime inanmaz ama gerçekten de yemediğimi gördüklerinde çok çok şaşırırlar.:) Fakat sadece çikolatayı çilekle yemeye bayılıyorum. Şöyle ki aldığım çileklerin çok fazla tadı yoksa bir paket sütlü çikolatayı benmedi üsulu eritip (sıcak suyun içinde) çilekleri çikolataya bandırıp donmasını bekliyorum. Bu şekilde bir kilo çilek yiyebilme kapasitem oluyor:) çikolatayı çıtır çıtır seviyorsanız hani bu açık dondurmaları çikolata sosuna bandırdıklarında çıtır çıtır olur ya işte öyle bu tarif tamda sizin için uygun denektir.:) 

Milkshake;

Elbette ki evde yapacağımız milkshake Burger kinglerden veya bu tarz yerlerden aldığımız milkshake tadına benzemeyecek ama evdekinin daha sağlıklı olduğunu unutmayalım .:) İstediğiniz kadar çileği rondodan iyice geçirin ve üzerine süt ekleyin daha sonra tekrar rondoda bir kaç dakika daha döndürün ve işte milkshake hazır.:) Bu tarifi kremşantiylede yapabilirsiniz fakat kremşanti çok yağlı olduğu için belki rahatsız edebilir. 

Çilek Reçeli;

Reçel yiyen insanlara hayran kaldığımı buradan belirtip altını çizmek istiyorum. Kahvaltıda arkadaşlarımın tereyağın üzerine reçel sürdüklerini görünce öyle canım istiyor ki fakat yiyemiyorum.Tatlılar aramın çok fazla iyi olmadığını söylemeliyim. Fakat her sene bir kere de olsa tencerede çileğim kaynar. Ya anneme gönderirim yada misafirlerime çıkartırım. 

Ben her sene çileği böyle yemeyi tercih ediyorum. Farklı tatlar bilen var mı aramızda? Bana anlatacağınız Ne tür tarifleriniz var? 
Gününüz güzel geçsin...


Devamı
PAYLAŞ:

Cuma, Mayıs 05, 2017

İklimler Şaşırmış Olmalı

Bol kahveli

Geçen sene bu zamanlar sıcaktı ama bu kadar değil.
E normal Mayıs'a girdik tabii ki sıcak olacak diyeceksiniz ama bu sene olduğundan daha da sıcak.
Nisan nisan gibi değildi değil mi?
Çünkü daha iki hafta önceye kadar bizim evlerde doğalgaz çalışıyordu.
Nisanda üşürken bir anda havaların böyle ısınmasıyla denize girmeye başladık.
Havalar böyle ısındı. Bir anda yazlık kışlık yapıldı peki bu hava da insanın canı ister mi ki çalışmak?
Bir laf var Nisan mayıs ayları gevşer gönül yayları diye, işte tamda bu zamanlar herşeyi salmış bulunuyoruz. Temizlik kalsın gezelim, yazlıkları sonra ayıklarız hadi kahve içelim, dur bir soluklanayım öyle işlenirim..
Daha sıralarsak dağ olur taşar bizim bahanelerimiz.
O yüzden bu aralar bütün işler yarım. Havalar ısındığına göre bahar temizliği de yazlık kışlık da biraz beklesin demi ama canım.
İlk önce biz bir gönlümüzü ferahlatalım. Çook soğuk geçen kışı ardımızda bırakalım.
Bol bol güneşten D vitamini alalım ki mutlu olalım.
Nisan mayıs geldiğine göre biraz çıkıp güneşle bütünleşip Yen'i çıkmış çimlerin mis gibi kokusunu içimize çekmeyelim mi ama canım?
Hem ev işleri vs. Bizim mutluluğumuzdan önemli mi?

Çok güzel bir hafta sonu olsun. Bol güneşli... Bol sıcaklı... Bol mutluluklu...

Devamı
PAYLAŞ:

Perşembe, Mayıs 04, 2017

Buzdolabının Yanına En Çok Yakışan Derin Dondurucu

Derin dondurucunun buzdolabının yanında durması gerektiğine inananlardanım. Hem pratik oluyor hem de birinden çıkardığını diğerine koyabiliyorsun. İşin estetik tarafı da var, dik ve dikdörtgen bir buzdolabının yanına, aynı şekle sahip bir derin dondurucu gerekiyor! Uğur Soğutma’nın UED 5170 DT A++ isimli modelini bu nedenle beğendim: Aynı bir buzdolabına benziyor.

Tek kapılı bir buzdolabı düşünün, UED 5170 DT A++ görünüm olarak buna benziyor. İçinde 5 tane şeffaf plastikten sepet var. Bu tasarım oldukça kullanışlı, çünkü içine koyduğunuz besinler daha derli toplu duruyor. Sepetler şeffaf olduğu için, dışarıdan baktığınızda bile içinde ne olduğunu görebiliyorsunuz. Dış kapağı rahatça açılıyor, bazı buzdolaplarında olduğu gibi kapakla güreşmeniz gerekmiyor! Buna rağmen mükemmel bir yalıtımı var. O kadar ki, elektrik kesilse bile derin dondurucu içindekiler 15 saat boyunca çözülmeden durabiliyor. Sık sık elektrik kesilen bir yerde yaşıyorsanız, en çok bu özelliğini beğeneceksiniz.

İçi oldukça geniş. Kullanma kılavuzuna göre, 170 litre iç hacmi var. Büyük boy bir buzdolabının neredeyse yarısı kadar geniş yani. Bir derin dondurucuya göre, oldukça yüksek bir kapasite bu. Kalabalık aileler bile rahatlıkla kullanabilir. Isı kontrol sistemi mekanik ve kapağı açar açmaz ulaşabiliyorsunuz. Ağırlığı ise yalnızca 46 kg. Kendi başınıza bile rahatça bir köşeden diğerine taşıyabilirsiniz. A++ enerji sınıfına ait, yani elektrikten tasarruf edebiliyor, hiç kapatmadan kullanabiliyorsunuz. Açıkçası dikey derin dondurucu istiyorsanız, UED 5170 DTK A++’ın ilk tercihlerinizden biri olmalı. 12 taksitle satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a adresini kullanabilirsiniz.  

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Devamı
PAYLAŞ:

Pazartesi, Mayıs 01, 2017

5 Yıl Sonra Ne Yapıyorsunuz?


Şimdi şöyle bir gözlerinizi kapatın.
Bugündesiniz.
Belki evde, belki iş yerinde, belki piknikte, belki arkadaşlarınızla..

5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?

5 yıl sonrayı hayal ettiğinizde aklınıza ne geliyor?
İyi bir iş?
İyi bir işte iyi bir mevki sahibi?
Ayaklarınızı uzatıp denizi izlediğiniz bir ev?
Yoksa dünya turunda mı?
Bu hayal bir resim kursu da olabilir yağlı boya misal?
Kendi iş yerinizi açmışsınız ve çok huzurlusunuz?
Bugüne kadar çok çalışmışsınız ve artık emeklilik zamanı gelmiş?
Çok iyi bir anne olmak için 5 sene hazırlanmışsınız ve anneliğin keyfini çıkartıyorsunuz?
Bir sınavı kazanıp çok iyi bir okula atanmışsınız?
Hayalini kurduğunuz evi satın almışsınız?
İhtiyacınız olan Maldivler?
Çok çalışıp satın aldığınız ve bakmaya koyamadığını arabanızla gezerken?

Hayalleri daha çoook sıralayabiliriz.. Hepimiz her gün, günün yarısından çoğunu belki de hayal kurarak geçiyoruz yanılıyor muyum? Kendimden biliyorum ki asla yanılmıyorum. Hele birde havalar ısındıysa ohh hayallerin biri uçar biri konar.
Kendimden örnek vermem gerekirse; ben 5 sene sonra kendimi işinde çok iyi bugüne kadar çok çalışmış en verimli yaşlarını, çok verimli bir şekilde geçirmiş ve istediği evi tırnaklarıyla kazıya kazıya almış bir insan görüyorum. Ve bunu yapmak içinde çok çalışıyorum. İlla 5 sene olacak diye bir şart yok günümüzün şartları ne getiriyorsa.. Bu hayatta birşeylerden ödün vermezsek (yani kendimizden) hiçbirşeyi elde edemediğimizi daha lise sınavlarında anladım. Öyle ki en güzel çağını dışarıda top oynamak varken oturup evde kendınden ödün vererek ders çalışarak geçiyorsun. Hepimiz şanslı doğmuyoruz. Ama şanslı doğmuyoruz diye de birşeyleri çalışıp kazanarak birşeyleri başararak elde edemeyeceğimiz anlamına gelmiyor.

Peki sizler kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz? Hiç durup düşündünüz mü? 


Devamı
PAYLAŞ: